Bencileyin

Beyaz Gül

31/8/2009 -Kategori: Siir



Beyaz Gül



seni arıyorum kalabalık caddelerde,
tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun..
perişan hayallerimin basladığı yerde,
sana sesleniyorum, duyuyormusun?

beyaz güller açtı bahçelerde , sevdiğin..
ya o karanfil , baygın kokulu çiçek.
gel yalnızlık bahçeme beyazlar giyin,
anladımki bu ömür sensiz geçmeyecek.

odamı süsleyen ellerini uzat,
hazzından dile gelsin bastığın halı..
açılsın sevincinden perdeler kat kat..
ışık ve ateş senin için yanmalı..

sonra çevir düğmesini, radyonun
sevdiğin musiki dolsun odama,
dinle şarkısını büyük koronun,
beni düşün! beni düşün aglama..

içimden bir ses diyorki sabret..
sonu gelecek bu yalnızlığın,
bütün aynalar gülecek elbet,
açılacak kapılar ansızın..

yalnız sen varsın beyaz gülüm,
evde bahçede ve sokakta,
bir eylül akşamı gördüğüm ,
o beyaz hayalsin uzakta..

yakınsın yalnızlık kadar,
uzaksın yakınmış gibi,
sensiz yasadıgım yıllar
bu kadar güzel değildi.

yeter.. gel artık yeter..
karanfiller açtı gel!!
kış bahçesinde , güller
beyaz güller açtı gel..

Ümit Yaşar Oğuzcan

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Ya ben konuşamadım, ya sen sağırdın!

14/1/2009 -Kategori: Siir



Sana anlattıklarım neleri susuyor bir bilsen
Ve anlatmadıklarım neleri söylüyor
Boğazımı yırtarcasına susuyorum
Ya verilmekten yıpranan cevaplardayım
Ya sorulmamaktan solan sorularda
Sen ıslatmasını bilmeyen bir yağmur oldun her akşam
Ben ıslanmasını bilmeyen ahmak
Bu yüzden aşık olamadık sırılsıklam

Pimi çekilmiş coğrafyalarda
Zaman ayarlı bir aşkın en tesirsiz parçasıydım
Ve ben günah şeridinde hatalı sonlanandım
Az gittim… uz bittim… hiç geldim!
Uyurken bile uykusuzluk akan gözlerinde
Kaçan trenlerin hesabını istasyonlara kesen
Kalabalıkta unutulmuş bir yalnızdım
Kendine kaçak yolcular bindiren...
Her yolcu da kendini ihbar eden!

Kalbime girmek teklikeli ve yasaktırlarla
Yaşamamaya kalkışıyorsun hayata
Ve ben senden yırtılma bir yelkenle
Aynı yöne gittikçe aynı yere geldim
Sonumu baştan yazdım;
İçimde hala bana ilk aldığın acım!
Gece, sabahı da siyah kusuyor üstüme
Aklıma yaprakların dökülüyor
Bugün aklımda sen vardın;
Aklımı karıştırmadım!
Artık biliyorum…
Aşk bir intihar saldırısıdır; yalnızca iki kişinin öldüğü!
Aşka nişan alıp ayrılığı ıskalayan acemi
Hala gözlerinde kalp kapaklarım

Seni almadan içimden nasıl giderim?
Ve sen kaç kez bu hırsla sevildin
Koca koca kışları;
Kısa kısa şubatları biriktirdin...
Susku sınanmamış bir ustura gibidir
Susardın…
İç denizine sığınmış gemileri yakan bir limandın
"Bak şimdi gönülsüz gittiler senden;
Gönlünü çaldıkların !!!"

Yazmadıklarından korkarsın en çok yaşadığın hiçbir şey de
Ve adın gibi bilirsin;
Aramayı unutan bulmayı öğrenemez
Bugünler dünlerinden utanıyorsa
Hiç yarın olamayacaklar
Şimdi ne bugünsün ne de yarın
Olsa olsa sadece bir yarım;
Ya da eksilen yanım!
An kaybından ölen zaman
Senden daha katilini bulamadı kendine
Gelseydin eğer kendimi bile kovardım yanımdan
Gelmedin yine kendimsiz kaldım ardından...
Dünyanın bütün dillerinde sustum ve bir şair bıraktım geride
Ekmeğini aşktan çıkaran!

Sustalı bir aşk seninki
Sesinle çıplaklaşıp suskunluğumla giyiniyorum
Korunak sandığım tüm senlerde
İçimde yoktan başka bir şey kalmadı
Ruh ölünce cesedi beden taşıyor sırtında
İki büklüm acılarla …
Patlasam her yere acı sıçrayacak biliyorum
Patlamamaya hazır bir bomba oluyorum
Ben mi çok yorgundum sen mi çok dinç?
Bende mi eksikti sen de mi fazlaydı sevinç?
Dilsizler yalan söyleyemez anladım,
Ya ben konuşamadım ya sen sağırdın!

Her şeye rağmen bana öyle çok sığdın ki
İçimde kimseye yer bırakmadın
Bildiğim; Ağaç misali toprağa bağlandıkça gökyüzüne uzamak
Çelişkim; Giden bir tren de kalanların şarkısını haykırmak
Hangi dil kendini kandırabilir ki?
Aşk bir suç değil mi ;
Her defasında kendini ihbar edip yakalatan.
Ve en saf ihanet, kendi ihanetine kanan
Senin gibiler vakitsiz susan aşkı severler
Seni bu kör kuyulardan salan neyin şarkısıysa
Gözlerinin kahvesinden içtiğimde oydu
Şimdi eksilen her yanıma adını verdim
Bu yüzden güzelim ben

Dudağını düğümlediğim fırtınaları kopardım sonunda bir bardak su da
Ben hancı sen soncu
"Sana dayanamadı bıçak kemiğe dayandığı kadar"
Elbette unuturum sonunda
En fazla bir mevsim ağlarım
Alışırım yalancı baharlara ama;
Ama yine de biri beni kandırsın yokluğunda
Sen bu şiiri okurken ben başka bir şiir de olacam
Başkasının kollarında da senin yollarını adımlamak varmış meğer
Sana anlattıklarım ne çok şey susuyor
Ve sustuklarım neler söylüyor
Gittin değil mi?
Şimdi ne desem kar yağıyor…

Kahraman Tazeoğlu 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Doğum günüm (2)

1/12/2008 -Kategori: Siir

Dostlar, arkadaşlar ve akrabalar kutlama mesajlarına devam ediyorlar. Hatırlanmak güzel bir duygu. Hepsine gönülden teşekkürler ediyorum.

Eşim Selma, kızım Nur ve oğlum Mehmet bana ne süpriz hazırladılar acaba?
Akşama kadar ömrüm varsa göreceğim inşallah.

Doğum günüm vesilesi ile bana güzel bir şiirini gönderen Şair Mehmet Gazi Demirdelen'e teşekkür ediyorum.

Anlayana çok şey anlatan güzel şiirini sizlerle paylaşmak isterim.



Taşlama

kalkan et yumruğunu el deymemiş sevgiye,
destansı aşıkların zeytin gözlerinde patlasın.
ince bir nefret düğümle yüreğinin köşesine,
kardeşini görene dek kopmasın.
hançer sapla bedeli ödenmemiş kusursuz emeğe,
hayatın gündemine düşen haksızlıklarla kanasın.
asla ümidini yitirme bire on veren zalime,
sana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın...

***

bir tekme de sen vur bayrak taşırken düşene,
özgürlük hep pembe düşlerde kalsın.
bir çizik daha at kara deftere,
yiğitler hep türkülerde anılsın.
kırpma gözünü, sür mermiyi aydınlık geleceğe,
gün doğarken ağlamaklı yüzler kararsın.
alkış tut haine, can alıcı kanlı çingeneye,
sana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın...

***

aklındaki fitneyi, gönlündeki sitemi dosttan esirgeme,
bir başına, dara düşünce şeytana taraf olasın.
belinden kılıncı, elinden taşı eksik etme,
vakti gelince komşu kapısında işine yarasın.
divan kurulmuş, sehpa konulmuş kime ne,
bu şiir senin hep uzağındaki karartıda parlasın.
aldanma sakın mehmed' in bu sözlerine,
sana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın...

30 kasm ’08 – 17:00
 

Mehmet Gazi Demirdelen

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Sevi şiiri

31/5/2008 -Kategori: Siir

 

Sevi Şiiri

Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili

Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...


 

Ümit Yaşar OĞUZCAN

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Zap Suyu

23/10/2007 -Kategori: Siir

 

Zap Suyu

 

Karanlık gecede Karasu’dan Zap Suyu’na giden yol

 

Dolunay azaplığında vatanımın

Ay örgüsü saçlarına vurgun düşmüşüm

Alın yazımıza vatan ve bayrak, şehitlik yazılmış…

 

En güzel türküyü kurşun söyler özüme

Ola ki Tendürek ağıdı; Cudi, Gabar türkülerinde

Muhabbeti bulurum bir zaman…

 

Şahadetse aslanların savaşında…

Ölümsüzlük, şehitlik, bayrak hilalinde…

Can veren, kan veren yiğitler

Yar gönlümüze düşende, çıktık dağların başına

 

Karanlık gecede el uzattık hilâle

Vurgun yedik seher rüzgarında,

Gurbet türküleriyle selam ettik yar diyarına

Savaş türkülerinde kendimizi bulduk

 

Vatan türküsüyle toy eyledik her zaman…

Kürşat baskınlarında şahadetime destur verilirken

Tekbir-i ilahi ki bayrağımdaki iman

Yıldız yüceliğinde vatan olası gönül

 

Neylerim, neylerim sensiz acep?

Seninle gezerim Şavşat’ı, Kars’ı

Seninle inerim Bingöl’den Van’a

Muş’tan el ederim Adıyaman’a

 

En deli sevdaları yaşarım pusuyu geçerken

Keleş sesinde yas tutarım ölen şehitlerin ardından

Divanesi olduğum Anadolu’yu gezerken

Nasibim bir kurşun olup da, düşersem toprağa

Eğer, eğer toprak bana açmış ise bağrını

 

Damla damla düşüyorsa toprağa kan

Bayraklara sarılıyorsa tabutlar Analar…

Analar ağlıyorsa yiğit erlerinin ardı sıra,

Gelinler… Gelinler yas tutuyorsa yiğit erlerinin ardından

 

Ki Türk devleti öksüz kalacaksa eğer

Koyuver şahin misali saldırsın İbrahim’in delilerini

Mehmetçesine, çakal sürüsüne…

Ay gökte kaldıkça Ulu kocaların, ak sakalların duası Üstüne olsun

 

Aşık Sefai

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı